Günümüzde iç içe girmiş İstanbul’un gözbebeği Beyoğlu, diğer adıyla Pera, hakkında pek çoğumuzun bilmediği bir hikaye var: Cenevizliler. Fatih’in 1453’te şahi toplarıyla fethettiği İstanbul’un dışında Cenevizliler tarafından kontrol edilen bu bölge fetih öncesi tarafsızlığını koruyarak silah yoluyla fetihten kurtulmuştur. Bu yazımızda Galata’nın surlarının akıbetini ve günümüzdeki durumunu ele alacağız.

1261 yılında Bizanslılar ile Cenevizliler arasında yapılan Nif (Kemal Paşa) antlaşmasıyla Galata’da bir Ceneviz mahallesi oluşmaya başlamıştı. Ancak, Bizans İmparatorluğu özel oturma izni verdiği, ticaret yerleri ve mahalleler ayırdığı Cenevizlilere buraları tahkim etme hakkını tanımamıştı. Bu nedenle Cenevizlilerin yerleştiği Galata, XIV. yüzyıl başlarına kadar surlarla çevrilmiş değildi. Bu arada Venediklilerin İstanbul’a saldırması imparator II. Andronikos’un (1282-1328) Cenevizlilerden yardım istemesine ve bu yardımın karşılığında da İmparator ile Cenevizliler arasında 1304 Antlaşmasının yapılmasına zemin hazırlamıştır. Böylece, Cenevizliler, Galata’daki surların yapımına başlamışlar ve 1349’da Galat Kulesi diye anılacak olan kuleyi yapmışlardır. 1 Haziran 1453`te 2. Mehmed`in bir ahitnamesiyle teslim olan Galata`da, nüfusun büyük bölümü ile temel yapılar Osmanlı idaresine geçmiştir. Bu ahitnameyle, ahaliye “aman”, yani İslam dinine göre sultanın yeminiyle can ve mal güvenliği verilmiştir. Teslimden sonra, sultan hemen bir voyvoda (subaşı) ve kadı atayarak kenti doğrudan doğruya Osmanlı idaresi altına almıştır. Bizans döneminde, Cenevizliler kenti güçlü surlarla çevirerek bağımsız bir Ceneviz kolonisi haline getirmişlerdi. Fatih, Avrupa ile ticaretin merkezi olan Galata`nın eskisi gibi işlek bir liman olarak kalmasına önem veriyordu. Bu amaçla kaçanlara, üç ay içinde geri dönerlerse evlerinin ve mallarının teslim olunacağını ilan etti. 1455 sayımı ise geri dönenler olduğunu gösteriyor.
Kaçanların çoğu zengin Cenevizli ve Rumlardı, Yahudilerden kaçan yoktu. Kentin Osmanlılara tesliminde, Ceneviz idaresine karşı olan Yahudi, Ermeni ve Rumların baskı yaptığı anlaşılmaktadır. Ceneviz döneminde, nüfus artıp yeni mahalleler kuruldukça bunları korumak için yeni surlar yapılmış; böylece iç surlarla Galata, beş bölümlü bir kale halini almıştır. Sultan, Galata kara surlarının güvenlik nedeniyle yer yer yıkılmasını emretmiş ama kent Ceneviz dönemindeki asıl topografyasını korumuştur.
İlk Ceneviz çekirdek bölgesi, Azapkapı ile Karaköy arasındaki bölüm, büyük kuleye doğru genişlemiş, Osmanlı döneminde de en canlı ticaret bölgesi olarak kalmıştır. Ceneviz Eski ve Yeni Loncası, önemli Latin kiliseleri (San Michele, San Francesko, Santa Anna, Santa Maria, San Domenico, San Zani) bu bölgededir.
Yahudiler, ilk kalenin doğusunda Karaköy ve Yüksekkaldırım boyunca; Rumlar, Galata Kulesi ile ilk Ceneviz Kalesi arasında ve Haliç`in Karaköy-Tophane arasındaki kıyısında, Ermeniler de onların arkasındaki yamaçta yer alıyorlardı. 1455 sayımına göre en kalabalık nüfus Rumlardır. Daha sonra sırasıyla Latinler (Cenevizli, Venedik, Katalan), Ermeniler, Yahudiler geliyordu. Türkler, Galata’ya yarım yüzyıl içinde yerleşmiş ve kentin tenha batı bölümünde yoğunlaşmışlardır. 15. ve 16. yy. Galata`ya yeni etnik unsurların katıldığı yüzyıllardır. Fatih, Venediklilere karşı Floransalıları desteklediğinden, 1463-1520 yılları arasında Galata`da Floransalı ticaret evleri açılmıştır. Bunların yıllık ciroları 600 bin altındı. Fakat sonraları onların yerini Venedikliler alacaktır. Galata, Ceneviz döneminde olduğu gibi, Doğu ve Batı ticaret mallarının, özellikle Avrupa yünlü kumaşlarıyla İran ipeğinin büyük ölçüde mübadele edildiği bir antrepo konumundaydı ve bu ticaret Ceneviz, Floransa, Venedik cumhuriyetlerinin zenginlik kaynağını oluşturuyordu. Galata` ya yerleşen bir başka etnik grup da Araplardı. 1569`dan beri Endülüslü Arap göçmenleri Galata`ya kitleler halinde yerleştiler. Bu nedenle San Domenico Kilisesi, Arap Camii adıyla tanındı. Osmanlı’nın fethinden sonra duvarlar 1870 yılına kadar kaldı. Birçoğu şehrin genişlemesini sağlamak için yıkıldı. Günümüze gelindiğinde ise, Emekyemez Mahallesi’nde 1. ve 2. dönem surlarına ait olan yaklaşık 150 metrelik bir sur hattı, bir kule ile bir kapı; Arap Camii Mahallesi’nde 1. döneme ait 44 metre uzunluğunda kemer dizili bir sur duvarı, 28 metre uzunluğunda 5. döneme ait olan kitabeli bir sur duvarı, 1. döneme ait farklı yapı adalarında yapı aralarına sıkışmış bazı duvar parçaları, kare planlı bir kule yer alıyor. Bereketzade Mahallesi’nde yer yer kesintiye uğrayan 200 metre uzunluğunda 2. döneme ait iki burçlu bir sur hattı, Galata Kulesi ve etrafındaki çevre duvarlarının büyük bir kısmı; Müeyyedzade Mahallesi’nde 6. döneme ait bir burç; Hacı Mimi Mahallesi’nde Kemeraltı Caddesi kenarında bulunan 6. döneme ait bir kule temeli; Kemankeş Kara Mustafa Paşa Mahallesi’nde de Yeraltı Camii’ni çevreleyen Galata Mahzeni’ne ait sur duvarı bulunmaktadır. M2 metro hattının Şişhane’den Yenikapı’ya uzanan bölümünün 2014 yılında açılması ile birlikte Emekyemez Mahallesi’nde metro tünel çıkışı Galata surlarını tahrip etmiş durumdadır.


Kırım Savaşı (1853-1856) sırasında şehre gelen Montague B. Dunn’ın 1855 civarındaki çizimindeki kule ve çevresi

Garabet Yazmacıyan, Galata Kulesi (1891)

Galata Surları’nın Yıkım Süreci
Esra Okur Coşkunçay Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü
Kaynakçalar:
1)Dünya Kenti İstanbul, Halil İnalcık, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı Yayınları
2)Selim PARLAZ-Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde Cenova ve Cenovalılar
