Mühendis ve Felsefe
  1. Anasayfa
  2. Deneme

Mühendis ve Felsefe

0

Mühendis, bilim insanlarının ürettiği teorik bilgiyi tekniker ve teknisyenlerin uygulayabileceği pratik bilgiye dönüştüren kişidir. Bu tanım, mühendisi teorikten pratiğe doğru bilgi dönüşümünü gerçekleştiren bir kişi olarak ele alır. Dönüştürdüğü bilgi bilim insanlarının, aklın ışığında deneye ve gözleme dayanarak elde ettiği bilgidir. Mühendisin bakış açısı da bu doğrultuda deneye, gözleme, analize dayanır. Bu bakış açısının çekirdeğini ise ona bu yolda kılavuz olan akıl oluşturur. Peki mühendis bakış açısının kökenini nerede aramak gerekir?

Bir Kartezyen koordinat sistemi düşünelim. İçinde bulunduğumuz Endüstri 4.0 dönemi x ekseni üzerinde (4,0) noktası olarak belirlenirse, sıfır noktası (0,0), tanrının merkeziyetini yitirmeye başladığı, yerini akla bıraktığı 18. Yüzyıl Aydınlanma dönemi olarak alınabilir. Bu dönemde akılcılık akımının, her şeyin aklın ve mantığın ilkelerine göre eleştirel bir yaklaşımla değerlendirilmesi olarak yeni bir anlam kazanması ve deneycilik akımının bilimin yöntemini oluşturması ile yeni bir zihniyet doğmuştur. Bu, mühendisin bakış açısının oluşumunu da sağlayan aydınlanmacı zihniyetten başka bir şey değildir. X ekseni takip edilirse orijin noktasından (1,0) noktasına ulaşılır. Bu nokta Sanayi Devrimi, yani Endüstri 1.0 diye adlandırılan dönemdir. Buhar gücünün verimli kullanılması ile Sanayi Devrimi, günümüz teknoloji çağının kapılarını açan, bugünkü anlamıyla makine mühendisliğinin de temelini oluşturan dönemdir. Aydınlanmacı zihnin öncülük ettiği Sanayi Devrimi döneminin ruhu ise belki de en güzel şekilde Nietzsche’nin “Tanrı Öldü” söyleminde ifadesini bulmuştur. Bu ifade bir yönüyle aydınlanmanın özeti gibidir. Metafiziğin öldüğünü, yerini akla, bilime bıraktığını belirtir, fakat Nietzsche hayatını değerleri yeniden değerlendirmeye adamış bir filozoftur. Ünlü düşünürün bu özelliği, bilimin yolunun nasıl açıldığını ifade ederken aynı zamanda kapsamını gösterme gereğini duymasına sebep olmuştur. Ona göre bilim dünyayı açıklama misyonunu üstlenir ancak hiçbir zaman mutlak bir hakikate ulaşamaz, bir sır perdesi her zaman kalır. Bu da akla çağımızın ünlü filozof ve bilişsel bilimcisi Daniel Dennett ’in şu sözünü getirir: “Bilim, bilinç hakkındaki tüm sorularımızı bir kere yanıtlamışsa bile, başlangıç noktamızı tekrar düşünme ve biyoloji, fizik ve mantık hakkındaki mevcut varsayımlarımızdan radikal bir çıkış arama zamanı geldiğinde yine de son derece gizemli bir tortu kalır.” Bu gizemli tortuyu irdeleme ve bilime yardımcı olmak ise felsefenin işidir.

Yaşadığımız çağda birçok makine mühendisi sayısal alanlarla bu denli ilgiliyken felsefe gibi sözel bir alana karşı oldukça ön yargılıdır. Felsefeyi lisede zorunlu verilen bir ders, alışılmadık konularıyla kafa karıştıran, hayatta karşılığı olmayan bir alan olarak görmektedirler. Hatta bilime verilen önemin son yüzyıllarda artmasıyla felsefenin önemini yitirdiği zannedilmektedir. Ünlü bilim insanı Stephen Hawking bile bu düşüncededir. Hawking, Zeitgeist isimli bir konferansta “Felsefe Öldü” sözüyle bu düşüncesini dile getirmiştir. Onun bu sözü, Nietzsche’nin tanrının ölümünü ilan etmesine benzer şekilde metafiziğin öldüğünü ilan etme çabasını göstermektedir. Metafiziğin öneminin azaldığını göstermesi açısından bir anlam ifade etse de felsefenin birçok yönünü göz ardı etmektedir.

Peki felsefenin 21. yüzyıldaki işlevi nedir? Bilimin aksine felsefe belirli kabuller üzerinden cevaplar bulmaya çalışmaz. Bilimin cevaplarını, verilerini yorumlar. Yeni sorular ortaya atar, farklı düşünme yöntemleri sunar. Felsefenin, hala geçerliliğini koruduğunu bize en somut haliyle belki de etik gösterir. Sürdürülebilirlik çalışmalarının gündemde kayda değer bir yer tutması mühendisin doğayla ilişkisinde etiğin önemine dikkatimizi çeker. Ayrıca felsefenin, bilim felsefesi diye bir alanı da vardır. Bilim felsefesi alanı bilime izleyeceği yol, yöntem konularında yardımcı olur. Örneğin Viyana Çevresi adı verilen filozofların savunduğu mantıkçı pozitivizm bilimde ilerlemenin doğrulanabilirlik ilkesi ile sağlanabildiğini savunur. Fakat Karl Popper bir bilimcinin değil de bir filozofun bakış açısıyla, bir fikrin asla doğrulanamayacağını, ancak bir teorideki yanlış noktaların tespit edilip yanlışlardan arındırma yoluyla ilerlemenin olabileceğini belirtir. Bahsettiğimiz alanları, felsefenin çok yönlülüğü ve değerini bizce yeterli derecede ifade etse de mühendis için gereken ekleme net bir şekilde ortaya koyulmalıdır. Bu ekleme, yaşamı felsefi bakış açısı ile yorumlamaktır. Felsefi bakış açısından bizim anladığımız, refleksif, eleştirel, kuşkucu bir bakış açısı olduğudur. Bu bakış açısı sayesinde hayatta kolayca algılanamayan sebep-sonuç ilişkilerini ortaya çıkarabilir ya da yenilerini yaratabiliriz.

Bugün geldiğimiz noktada bilimin değeri tartışılmazdır. Mühendislik uygulamalarına etkileri ve teknolojinin evrimine bakılırsa ne demek istediğimiz daha rahat anlaşılır. Biz mühendisler de bu gerçeğin son derece ayırdındayız fakat dünyamızın postmodern diye adlandırılan bir dönemden geçtiğinin de farkında olmalıyız. Yaşadığımız bu dönem bizler tarafından sayısız perspektifi kucaklaması açısından ele alınmalıdır. Mühendisler olarak yaşadığımız dönemin dinamiklerine uygun olacak şekilde perspektiflerimizi çoğaltmalı ve kanımca bu perspektiflerin bağlayıcısı olabilecek olan felsefeye gerektiği değeri vermeliyiz.

Bu yazı Makine Mühendisliği Odası Öğrenci Komisyonu’nun Çark adlı dergisinde yayımlanmıştır.

Yazı Kaynakları
https://www.youtube.com/watch?v=8ycf9p-dx7E
İlginizi Çekebilir
16653430121165253522

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir